Mezhepler Nelerdir? İslamda ve Hristiyanlıkta Mezhepler ?

2
514

Mezhepler Nelerdir? İslamda ve Hristiyanlıkta Mezhepler ?


Mezhep Nedir ?

Bir dinin içerisindeki farklı görüş ayrılıklarından dolayı ortaya çıkan mezhepler, dünya genelinde düşünce ekolü olarak bilinmektedir. Mezhepler farklı gruplar arası dini görüş ayrılıklarını ifade ederken aynı zamanda dini kişilik ve toplulukların din algısını ortaya çıkartmaktadır. İslam dininde mezhepler fıkhi ve itikadi mezhepler olarak farklı gruplara ayrılırken, farklı dinlerde de mezheplere rastlanmaktadır.

İslam Mezhepleri Nelerdir?


       Sünnilik mezhebi, günümüzdeki en kalabalık İslam mezhebidir. Sünniler inanç açısından Maturidilik ve Eşarilik olmak üzere ikiye ayrılırken, fıkhi açıdan da Şafii, Maliki, Hanefi ve Hanbeli olmak üzere 4’e ayrılmaktadır.

Fıkhi mezheplerden Hanefilik mezhebi itikadi olarak Maturidiliğe bağlı iken diğer üç mezhep Eşariliğe bağlıdır. Bu mezheplerin yanı sıra Sünnilikte yer alan icma-i ümmete, re’ye ve kıyasa başvurmayı kabul etmeyen, sorunların ve anlaşmazlıkların çözümünde direkt olarak Kur’an-ı Kerim’i temel alan Selefiyye adında bir grup daha vardır. Bu gruplar geçmişe bağlılar olarak da adlandırılmaktadır. Bu gruba bağlı kişiler yeni sorunlara karşı çözüm bulamadığı için kendine yandaş kazanmakta zorluk yaşamaktadır. Diğer yandan Hanbeli mezhebi, Selefiyye anlayışına günümüzdeki en yakın mezheptir.

       Şiilerin günümüzde mensup olduğu fırkaların en büyüği ise İmamiyye (Caferiyye) mezhebidir. Sayıları az olmakla birlikte Zeydiyye ve İsmailiyye fırkaları da günümüze kadar ulaşmıştır.

mezhepler

Sünnilik


Sünni İnanç Mezhepleri

İtikadi açıdan Sünni mezhepler ikiye ayrılmaktadır. Bu mezhepler Maturidi ve Eş’ari mezhepleridir. Maturidilik mezhebi İmam Maturidi tarafından, Eş’arilik mezhebi ise İmam Eş’ari tarafından kurulmuştur. Bu mezheplerin temelleri aynı kanunlara dayanmaktadır. Mezhepler arasında sadece 40’a yakın küçük konuda fikir ayrılığı yaşanmaktadır. Bu fikir ayrılıkları ise temelde aynı sonuca ulaşırken detaylarda farklılıklar görülmektedir.

Sünni Fıkıh Mezhepleri

Sünni fıkıh mezhepleri Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli olmak üzere dörde ayrılmaktadır. Bu dört mezhep arasında ilk sırada yer alan Hanefi mezhebi Maturidilik’e bağlıdır. Şafii ve Maliki mezhepleri Eş’arilere bağlıdır. Mezheplerin temelden bakıldığında pek bir farkları olmasa da itikat düzeyi açısından çeşitli teferruat farkları yer almaktadır. Bununla birlikte uygulama konusunda da bu mezhepler arasında farklılıklar yer almaktadır.

Hanefi Mezhebi:

Kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife’dir. Hanefi mezhebi Irak’ta ortaya çıkmıştır, ardından batıya yayılmıştır. Abbasiler ve Osmanlı Devletinde Müslümanlar Hanefi mezhebindendir

Bur sorunun çözümünde ilk olarak ayetlere bakılır eğer ayetlerde bu sorunun cevabı bulunmasa Peygamber Efendimizin sözlerine bakılır.

Maliki Mezhebi:

Kurucusu İmam Malik bin Enes Hazretleridir. Maliki mezhebi ilk önce Hicaz halkı tarafından benimsenmiş ve daha sonra hacca gidenler tarafından yayılıp çoğalmıştır.

Şafiî Mezhebi:

Kurucusu İmam-ı Şafiî Hazretleridir. Şafiî mezhebi ilk önce Mısır’da başlamış, ardından Irak, Suriye, Yemen ve Horasan’a kadar gitmiştir. Şuan bu zamanda Mısır, Suriye ve Irak’taki Müslümanların büyük bölümü Şafii mezhebindedir. İmam-ı Şafiî şer’i delillerden yola çıkarak hükümler vermektedirler.

Hanbeli Mezhebi:

Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmet bin Hanbel Hazretleridir. Kuran ve hadislerin önde geldiği mezheptir. Bir konuda Kuran ve sünnette kesin bir bilgi bulunamazsa, buna en yakın olan yola başvurulur. Şuan bu zamanda Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan’da Hanbeli Mezhebinde Müslümanlar vardır.

Bu dört mezhep dışında tarih boyunca onlarca farklı İslam mezhebi doğmuş ancak kendine yeterli yandaşı bulamadığı için zamanla yok olmaya yüz tutmuştur. Sünni mezheplerde her Müslümanın bir mezhebi benimsemesi gerektiği düşüncesi yer almaktadır. Dini uygulamalar ise seçilen bu mezhebe göre yapılmalıdır. Ancak Sünniler mezheplerin birleştirilmesi anlamına gelen Telfik-i Mezahib düşüncesini uygun bulmazlar.

Şiilik (Şia)


     İslam dininde Şii mezhebine mensup olanlara Şii ya da çoğul olarak Şia denmektedir. Sünnilik mezhebinden sonra İslam dünyasının en büyük ikinci mezhebi olan Şiiliğin %25’lik bir oranı yer almaktadır. Sünni mezhebinin ise toplamda %73’lük bir meshubu bulunmaktadır. Geriye kalan %2’lik kısmı ise Haricilik mezhebi oluşturmaktadır. Şii kelimesi Caferi ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Temelde ise bu kelimeler ‘’Ali’ye yandaş olan kişiler’’ anlamına gelmektedir. Başlangıçtan sonraki dönemlerde Şiilik gelişerek mezhep haline gelmiştir.

     Şii kelimesi tam olarak ‘’Takipçi’’ ve ‘’izdeş’’ anlamına gelmektedir. Tarihteki ilk kullanımı Şiat-u Ali olarak geçmiştir. Bu kelime ise Ali’nin Takipçileri anlamına gelmektedir. Sünni kaynaklarda bu terimin Hz. Muhammed’in ölümünden sonra ortaya çıktığı belirtilse de Şii kaynaklar bu terimin daha önceden ortaya çıktığını ifade etmektedir. Şii inanışında Ali’nin özel bir yeri bulunmaktadır. Öyle ki Şii imamet anlayışına göre İslam Peygamberi Muhammed hayatını kaybettikten sonra, halife olması gereken kiş de Ali’dir.

     Şii İslam inancında zaman içerisinde büyük fikir akımları yer almaktadır. Tüm bu akımların ortak özellikleri ise Muhammed’in ölümünün ardından imametin ya da halifeliğin Ali’den ve onun soyundan devam ettiğini kabul etmektir. Ancak imamet açısından da oluşan farklılıklar Şiiliği 3 temel kategoriye ayırmıştır.

Zeyd’iyye (Beşçiler)

 Zeydilere göre Muhammed’den sonra gelen ilk imam Ali eş-Mürteza’dır. Bunun ardından ise sıralama Hasan bin Ali, Hüseyin bin Ali, Ali bin Hüseyin ve ZEyd bin Ali şeklinde devam etmektedir.

       Taberistan ve Daylam bölgesinde 864’ten 928 yılları arasında hakimiyeti elinde bulunduran Alaviler adında bir Zeydi devleti kurulmuştur. Alaviler ile birlikte Şii inancından farklı bir Zeydi inancı ortaya çıkmıştır. Günümüzde Zeydi inancına mensuplar genellikle Yemen ve çevresinde yaşamaktadır.

İsma’il’iyye (Yediciler)

        İsma’ililere göre Muhammed’den sonra gelen ilk imam Ali el-Mürteza’dır. Bundan sonraki sıralama ise şu şekilde devam etmektedir; Hasan bin Ali ( Hasan bin Ali, Nizariler’e göre imam değildir.) Hüseyin bin Ali, Ali bin Hüseyin, Muhammed el-Bakır, Cafer es-Sadık, İsmail bin Ca’fer el-Mübarek, Muhammed bin İsma’il eş-Şakir.

       İsma’ililerin imamet konusunda farklı kolları ve inanç grupları yer almaktadır. Yediciler ve Karmatiler İsmail bin Ca’fer el Mübarek’in son imam olduğuna inanmaktadır. Mustali fıkhında ise Et-Tayyib Ebü’l-Kasım gayba olarak saklanan son imamdır. Nizarilere göre ise Ca’fer el-Mübarek’in soyundan gelen kişiler günümüzde de soyunu devam ettirmektedir.

       Tarihte görülen ilk İsma’ili devleti Fatımilerdir. İsma’ililer Safeviler zamanına kadar dünyada Şiiliğin büyük bir bölümünü oluşturuyordu. Günümüzde ise sayıları az olmakla birlikte İsma’ililer Hindistan, İran, Tacikistan, Afganistan ve Pakistan coğrafyalarında yaşamaktadır.

İsna’aşer’iyye (Onikiciler)

        İsna’aşerlilere göre imamet sıralaması; Ali el-Mürteza, Hasan bin Ali, Hüseyin bin Ali, Ali bin Hüseyin, Muhammed el-Bakır, Cafer es-Sadık, Musa el-Kazık, Ali er-Rıza, Muhammed el-Cevad, Ali Naki, Hasan el-Askeri ve Muhammed Mehdi’dir.

       Safeviler döneminden bu yana Şii’ler arasında büyük çoğunluk olarak yer alan Onikicilerde birçok farklı inanış yer almaktadır. Bu inançlardan en yaygını Caferilik mezhebi olmakla birlikte, Nusayrilik, Bektaşilik, Malang, Anadolu Aleviliği, Ehl-i Hak gibi inanışlar da Onikiciler arasında yer almaktadır. Caferiler, tek Şii mezhebinin Caferilik olduğunu ve diğer mezheplerin Şii olmadığına inanmaktadır. Diğer Onikici inanışları ve yedici inanışları da Caferiliğe göre İslam dışı mezheplerdendir.

Sünnilik ve Şiiliğin Birbirinden Ayrılması


       İslam dünyasında Sünni ve Şii ayrımı ilk olarak Hz. Muhammed’in 632 yılında vefat etmesi ile ortaya çıkmıştır. Hayatı boyunca din önderliği yapan Muhammed’in hayatını kaybetmesi, yeni din ve siyasi liderin kim olacağı sorusunu akıllara getirmiştir. Sakife adı verilen bölgede toplanan bir grup Müslüman hilafet için Ebu Bekir’i uygun görmüştür. Bunun ardından da ‘’Şiat ü Ali’’ adında Ali taraftarı bir Müslüman grubu ortaya çıkmıştır.

       Diğer yönden ise Hz. Muhammed’in damadı olan Ali’nin hilafeti hak ettiğini düşünen ve bu yüzden Ebu Bekir’i halife seçen grubun hak yolundan saptığını düşünmüştür. Bir grup Müslüman da Ebu Bekir’in halifeliği Ali’den Fatıma’nın evinin basılması ve yakılması ile alındığını öne sürmektedir.

       Hz. Muhammed’in vefatından 30 yıl sonra ise İslam alemi arasında ilk iç savaş ortaya çıkmıştır. Bu savaş sonrasında İslam dünyası Emevi, Ali taraftarları ve Hariciler olmak üzere birkaç gruba bölünmüştür.

hristiyanlik-mezhepleri

Hristiyanlık Mezhepleri Nelerdir?


     Hristiyanlık mezhepleri temel olarak 3 gruba ayrılmaktadır. Bu gruplar Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlıktır. Bu kiliseler arasındaki temel fark ise tarih, iman ve ameldir.

       Ekklesia, Hristiyan dininde topluluk anlamına gelmektedir. Ruhban anlamına gelen Klerk kelimesinin yanı sıra, din adamlarına öncelerden presbiter denilirken günümüzde episcopi denmektedir. Bundan sonra ise Diyakos adında kendini adayan rahipler ortaya çıkmıştır. Kilise başkanına episkopos ya da piskopos denmektedir.

Bütün piskoposların dünya genelindeki reisine ise Papa denmektedir. Tarih’te Roma’nın idam biçimi olan Haç, İsa’nın insanlık için kendini feda ettiğine inanılmakta ve Hristiyanlıkta kurtuluşun simgesi konumundadır.

       Hristiyanlıkta ilk dini ayrım monofizik-diofizit tartışması ile ortaya çıkmıştır. Yani, Hz. İsa tek ya da çift doğalı mıydı? İsa tanrıdır diyen bir grup ve ise hem tanrı hem de insandır diyen bir grup yer almaktaydı. Bu gruplar arasından ilk ayrılan ise Nesturilik’tir.

Protestanlık Mezhebi


       Protestanlık mezhebi, Hristiyanlığın en büyük üç mezhebinden birisidir. 16. yüzyıldan sonra Martin Luther ve Jean Calvin liderliğinde Papa ve Katolik Kilisesi’ne karşı yapılan reform hareketlerinin ardından ortaya çıkmıştır.

        Protestanlıkta her Hristiyan papazlara ihtiyaç duymadan Kitab-o Mukaddes’i okuma hakkına sahiptir. Bu yüzden herhangi bir vaftiz edilmiş inanan aracılığına ihtiyaç duymadan rahiplik yetkisinin kendinde olduğunu düşünen Protestanlara göre Kitab-ı Mukaddes Hristiyanlığın tek kaynağıdır.

        Reformların ardından Lutheryanizm, Kalvinizm ve Anglikanizm adında 3 farklı akım ortaya çıkmıştır. Anglikanizm Protestan mezheplerinden değil, bağımsız mezheplerdendir. Diğer Protestan mezhepleri ise Pentakostalizm, Baptistler, Adventizm ve Metodizm’dir.

       Protestanlık mezhebinde diğer Hristiyan mezheplerine kıyasla bazı farklılıklar yer almaktadır. Katolik ve Ortodoks mezheplerinde olduğunun aksine Protestanlıkta ruhani bir başkan yer almaz . Merkeziyetçi din anlayışının aksine Protestanlık kurumsallaşmamış bir topluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Protestanlar, Katolik kilisesinin Papa’ya verdiği geniş yorumlama ve yaptırım yetkisini kabul etmezler. Yine Papa tarafından  Katolik kilisesinde yapılan dünyasallaşan ayinleri de reddettikleri için Protestanlar  kendini Katolik Kilisesinden ayırmıştır.

Katoliklik Mezhebi (Katolik Kilisesi)


       Doğu ve Batı kiliseleri birbirinden ayrıldıktan sonra Roma’da yer alan kilise evrensel anlamına gelen Katolik adını almıştır. Günümüzde de Hristiyan toplumunun büyük bir bölümü hayatını Katolik olarak devam ettirmektedir. Dünya üzerindeki en çok Katolik ise Orta ve Güney Amerika ülkelerinde yer almaktadır. İspanya, İtalya, Fransa, Polonya, Macaristan ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinde de Katolik Hristiyan yoğunluğu oldukça fazladır.

Hristiyan Katolik mezhebinin başlıca özellikleri de şunlardır;

  • Katolik mezhebinin dini başkanı Papa’dır. Papa dinde Hz.İsa’nın vekili olarak geçmekte, Petrus’un halefi konumundadır.
  • Papa, din içerisinde yanılmaz tek otoritedir.
  • Katolik mezhebinin merkezi Roma’dır. Roma Katolik Kilisesi, diğer tüm kiliselerden manevi açıdan üstündür.
  • Katolik Kilisesi, mezhep inancına göre kutsal ruhun yönetimindedir. Bu yüzden evrensel kurtuluş sadece Katolik Kilisesi’nin öğretilerine bağlı kalmakla sağlanabilir.
  • Katolik Kilisesi’nde Meryem’in büyük bir önemi bulunmaktadır. Katoliklere göre Meryem göğe yükselmiştir. Aynı zamanda hem oğul tanrının hem de Katolik Kilisesi’nin annesi Meryem’dir.
  • Katolik Kilisesi’nde görev yapan rahiplerin bekar olma zorunluluğu bulunmaktadır. Rahipler hayatları boyunca evlenemez, cinsel ilişkiye giremezler.
  • Katolik mezhebine mensup kişilerde boşanmak yasaktır.
  • Katolik mezhebine mensup kişiler başlangıçtan bu güne kadar yapılan 21 konsülü ve bu konsüllerde alınan tüm kararları kabul etmektedir.
  • Katolikler Hristiyan sakramentlerinden yedisini kabul etmektedir.
  • Katolikler Noel’i 25 Aralıkta kutlamaktadır.

Ortodoksluk Mezhebi (Ortodoks Kilisesi)


       4 ve 8. Yüzyıllarda toplanan Ekümenlik Konsilleri’nin hayal ürünü olduğunu kabul eden Hristiyanlık mezhebine Ortodoksluk adı verilmektedir. Tüm dünya genelinde yaklaşık 300 milyon Ortodoks mensubu yer almaktadır. Kişi sayısı bakımından Hristiyanlığın en büyük üçüncü mezhebidir.

       Hristiyanlıkta Ortodoks Kilisesi, Doğu Ortodoks Kilisesi olarak anılmaktadır. Ortodoks Kilisesi’nin başı ise İstanbul’da yer alan Fener Rum Patriği’dir. Doğu Ortodoks Kilisesi bünyesinde yer alan en önemli kiliselerden bazıları Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Gürcistan, Ukrayna, Sırbistan, Romanya, Kıbrıs, Suriye, Habeşistan ve Kıpti’de yer almaktadır. Ayrıca Asya ve Afrika Kiliseleri de Doğu Ortodoks Kilisesi sınıflarında yer almaktadır.

       Ortodoks kelimesi, Yunancada doğru, düzgün anlamına gelen Orthos ve inanç, düşünce anlamına gelen Doksa kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuştur. Ortodoks kelimesi mezhep adının yanı sıra, meşru kilisenin resmi kararlarını, öğretilerini ve düşüncelerini de belirtmek için kullanılmaktadır. Ortodoks Kilisesi, Katoliklik ile benzer şekilde 4. Ekümenlik konsili olan Kadıköy Konsili’nin kararlarını tanımaktadır. Ancak Ortodoks Kilisesi 7 konsilden sonrasını gereksiz bulduğu için tanımamaktadır.

Ortodoks Kilisesi her ülkede aynı şekilde hizmet vermektedir. Her kilisenin bir başpiskoposu ve buna bağlı piskoposları yer almaktadır Başpiskopos bu kiliselerde görev yapacak piskoposları kendi seçme yetkisine sahiptir. Ayrıca başpiskopos, piskoposlardan oluşturduğu Sen Sinod adındaki meclis ile şehir ve bölgede yer alan kiliselerin dini reisi olmaktadır. Katoliklikteki Papa gibi başpiskopos aynı zamanda devlet başkanı statüsünde değildir. Sadece statü bakımından piskoposlardan üstün düzeydedir.

       Katolik ve Ortodoks Kilisesi Kutsal Ruh’un kaynağı bakımından ortaya çıkan tartışma ile ayrılığa düşmüştür. Ortodokslara göre Kutsal Ruh Baba’dan çıkmışken, Katolik Kilisesi Kutsal Ruh’un Baba ile Oğul’dan çıkmış olduğunu düşünmektedir.

       Bu düşünce ayrılıklarının ardından Roma Kilisesi 1054 yılında Ayasofya’ya bir belge göndererek Ortodoksluk ile bağlarını tamamen koparttığını ve iki kilise arası ilişkilerin karşılıklı aforoz edildiğini açıkladı.

       1204 yılında 4. Haçlı seferleri esnasında ise Haçlı ordusu, Konstantinopolis’i yağmalamış, Ortodoks kiliselerini basarak görevli rahipleri öldürmüştür. Bu olayların ardından iki mezhep arasındaki nefret iyice artmıştır. 1964 yılında zamanın Papa’sı VI. Paul ve Patrik I. Athenagoras anlaşarak karşılıklı aforozları kaldırmıştır.

Hristiyan Ortodoks mezhebinin başlıca özellikleri şunlardır;

  • Ortodokslara göre Patrik sadece dinin ruhani başkanıdır. Buna göre verdiği kararlarda hata payı bulunmaktadır.
  • Kutsal Ruh Ortodokslara göre sadece Baba’dan çıkmıştır.
  • Hz. İsa, hem insan hem de tanrı tabiatına mensuptur.
  • Aziz ve Meryem ikonlarına büyük saygı gösterilmektedir.
  • Komüsyon (Kudas) ayinlerinde kullanılan ekmek mayalı olmalı, şarap ise sulandırılarak kullanılmalıdır.
  • Kabul gören 7 sakrament vardır.
  • Papazlar ve diyakozlar evlenebilir. Patrik, başpiskopos, piskopos ve keşişler evlenemez.
  • Sadece ilk 7 konsil kararları kilise tarafından kabul edilmektedir.

budizm-mezhepler

Budizm Mezhepleri Nelerdir?


      Budizm dini, dünya üzerinde yaklaşık 500 milyondan fazla inananı bulunan bir dindir. Budizm, ilk önce Hindistan’da ortaya çıkmıştır. Bunun ardından yıllar içinde Güneydoğu ve Doğu Asya ülkelerine yayılmıştır. Budizm, diğer dinlere kıyasla çok daha felsefi yaklaşımlara sahiptir. Bu sayede din ve felsefe olarak tanımlanmaktadır.

       Budizmin ana amacı hayatta alınan acı, ızdırap ve tatminsizliğin kaynağını açıklamak ve buna bir çare bulmaktır. Budizm dininde reenkarnasyon adı verilen yeniden doğum, meditasyon adı verilen içe bakış yöntemleri ve karma denilen neden sonuç ilişkileri yer almaktadır.

       Budizm kelimesi, ‘’Uyanmış kişi, farkında olan’’ anlamına gelen Buddha kelimesinden türemiştir. Siddhartha ise Budizmin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Siddharta, hayatta çektiği büyük acıların sonucunda yıllar boyu bu acıların kaynağını araştırmış ve ıstırabı sona erdirecek manevi anlayışa ulaşmayı başararak tarihteki ilk Budalık unvanını almıştır.

       Budizm dini, Siddharta’nın  ölümünden sonra 500 yıl boyunca Hint Yarımadası’nda kalmıştır. Bunun ardından Asya ve geri kalan dünyaya yayılmıştır. Hindistan’da etkisini zamanla yitirmeye başlayan Budizm, Güneydoğu Asya ve diğer Uzakdoğu ülkelerinin kültüründe büyük yer edinmiştir.

       Siddharta, hayatta çekilen acı ve ıstırabın çaresini bulmak için vücudu yıpratacak yöntemlerin aksine vücudu sakinleştirmek ve nefse yenik düşmemek adına bir yöntem geliştirmek için uğraşmaktadır. Bunun ardından günümüz Bodh Gaya’sında yer alan bir ağacın altında, köylü bir kızın kendine getirdiği süt ve pirinç muhallebisini kabul ettikten sonra 49 günlük meditasyona oturur. İncir ağacının altında 49 günlük mediyastonunu tamamlayan Siddharta, 35 yaşında ilmini tamamlar ve bunu yaymaya başlar. Siddharta, 80 yaşında Hindistan’da ölmüştür.

2500 yıldan uzun bir geçmişe sahip olan Budizm, çok sayıda okula ve sisteme sahiptir. Budizm dininde vada denen okullar, yana denen araçlar ve yol kavramları mezhepler ile örtüşmektedir. Budizm dininde günümüzde en çok inananı olan dört farklı akım bulunmaktadır.

  1. Güney Budizmi, Güneydoğu Asya Budizmi, Pali Budizmi ya da Therevada olarak bilinmektedir. Güney Budizmi’nin başlıca takipçileri Bangladeş, Kamboçya, Çin, Tayland, Vietnam, ve Malezya’da yer almaktadır.
  2. Doğu Budizmi, genel olarak Çin Budizmi, Çin-Japon Budizmi, Doğu Asya Budizmi gibi isimlerle alınan Mahayana Budizmidir. Mahayana Budizminin başlıca takipçileri Çin, Kore, Japonya, Vietnam, Singapur ve Rusya’nın bazı bölgeleridir.
  3. Kuzey Budizmi, Tibet Budizmi, Tibet-Moğol Budizmi, Lamaizm ve Vajrayana isimleriyle bilinmektedir. Vajrayana  Budizmi’nin başlıca takipçileri Moğolistan, Tibet, Bhutan, Nepal, Çin, Hindistan, Rusya ve Orta Asya’nın bazı ülkelerinde yer almaktadır.
  4. Batı Ülkeleri Budizmi ise genel olarak 20. yüzyıldan sonra dünyaya yayılan Budizm akımı ile kendini göstermiştir.  Genel olarak takipçi ülkeleri ABD, Avustralya ve birçok Avrupa ülkesidir. Batı ülkelerinde Budizmin din özelliklerinden ziyade insan ruhunu dinlendiren, felsefi ve psikolojik yönleri vurgulanmaktadır.

2 YORUMLAR

  1. Kesinlikle bu şekilde derli toplu vermeniz çok güzel. Lakin buradaki hristiyanlık ile islamın mezheplerini karıştırmamak gerekir. Hristiyanlıktaki mezhepler ile islamdakiler kelime anlamı olarak bile farklıdır. Yani bildiğiniz düz mantık ile hristiyanlık mezheplerini yorumlamanız tamamen hatalı çıkarımlar bulunmanıza neden olabilir. Tekrardan teşekkürler.

    • Evet toplu olması gerçekten güzel olmuş. Fakat üstte arkadaşın dediği gibi islamdaki mezheplerle hristiyanlıktaki mezheplerin ayrı tutulması gerekiyor. çünkü islama göre mezhepler bir çeşitlilik unsuru ve islamı kolaylaştıran bir yapıya sahipken hükmü kaybolmuş bir dinin mezhepleri de kabul edilemez elbette.

CEVAP VER