Rosalind Elsie Franklin Kimdir?

0
677

“Rosalind Elsie Franklin Kimdir?”

Sahiden de kimdir bileniniz var mı ? Bilen insan sayısı çok azdır diye tahmin ediyorum çünkü bu dünya düzeninde genellikle isminin duyulmasını hakedenler susturulmuştur veya üstü kapatılmıştır ki hele bu bir de kadınsa…

 

Bu yazımda,Nobel’i haketmesine rağmen hayata gözlerini erken yummuş,DNA keşfinde önemli bir katkısı olmasına rağmen adı bile geçmemiş Rosalind Franklin’i ele alacağım.

Rosalind Franklin Londra’da 15 temmuz 1920’de doğmuş,yine Londra’da 16 Nisan 1958’de  zatürre ve takiben karsinomatozis ve yumurtalık kanserinden hayata gözlerini yummuştur.

Yaşadığı dönemde İngiltere’de bulunan kız okulları içinde fizik ve kimya eğitimi veren nadir okullardan birinde çalışkanlığı ve bilgisiyle ön plana çıkmış. 15 yaşına geldiğinde ise gelecekte ne olacağıyla ilgili fikri kesinleşmişti: O, bir bilim kadını olmak istiyordu. Ne var ki bu duruma ilk engel olabilecek kişi babasıydı. Babası, kızının yüksekokula gitmesine karşıydı. Kızını okutmak yerine onun, yardım kuruluşları için çalışan bir sosyal güvenlik uzmanı olması gerektiğini düşünüyordu. Ne var ki kızının ısrarlarına dayanamamış ve yumuşamış. Babasının okuması için izin vermesinin ardından Rosalind Franklin, 1938 yılında Cambridge’de bulunan Newnham Koleji’ne girmiş. Burada fiziksel kimya öğrenimini tamamladıktan sonra 1941’de mezun olmuş.

 

Yine görüyoruz ki bir şeyi yapamazsın demelerine aldırmayan biriymiş bu başarılı kadın ve etrafı duymadan yalnızca nasıl yapılır onu göstermiş !

Mezun olduğu 1941 yılında okulunun mezunlar derneğinde çalışıp bir yıl sonra buradan ayrılıp İngiliz Kömür Değerlendirme Araştırmaları Birliği’ne girmiş. Burada kömürün soğurma özelliklerine ilişkin çalışmalarda yer almış bulunuyor. Kömür ve grafitin mikro yapılarına ilişkin çalışmaları sonradan yapacağı doktorasının temelini oluşturmuş da diyebiliriz. Çalışmalarını titizlikle sürdürmüş ve 1945’te Cambridge Üniversitesi’nden fiziksel kimya dalında doktora derecesi almıştır.

1947-1950 yılları arasında Paris’te Jacques Mering ile birlikte Devlet Kimya Hizmetleri Merkez Laboratuvarı’nda X ışınları kırınımı yöntemi üzerinde çalışmış. Bu yöntemle, bir maddenin atomlarına X ışınları kullanarak baktığınızda onların kristal yapısını görebiliyordunuz. Bu çalışmaların etkisiyle, ısıtılan karbonlarda grafit oluşumundan kaynaklanan yapısal değişiklikleri araştırarak kok kömürü sanayii ve atom teknolojisi açısından değerli bulgular elde etti.

1951’de yeniden İngiltere’ye döndü. Londra’da King College’a bağlı laboratuvarlarda John Randall’la birlikte çalıştı. John Randall, Franklin’e DNA üzerinde çalışmasını söylemiş ve böylece genç bilim kadını, burada Fransa’da öğrendiği X ışınları kırınım yöntemini kullanarak DNA’nın yoğunluğunu, sarmal biçimini ve başka önemli özelliklerini saptadı.

 

1951’den 1953’e dek süren çalışmaları sırasında Rosalind Franklin’in konumu erkek meslektaşlarının yanında sönük kalmış. O dönemde bilim kadınlarının çok fazla ön plana çıkmaması önemli ölçüde erkeklerin kadınlara önyargıyla bakmasından kaynaklanıyordu yine tabii ki. DNA sarmalına ilişkin çalışmalarından yararlanan ve bu çalışmalarıyla Nobel Ödülü alan James Watson ve Fracis Crick, çalışmalarına öncülük eden kişi olan Franklin’den çok Wilkins’in(Wilkins,Franklin ile ortak projeler yürütüyor ve beraber çalışıyorlarmış)adını anıyorlardı.

Rosalind Franklin, 1953-1958 yılları arasında çalışmalarını Londra’daki Brickbeck Laboratuvarı’nda sürdürdü. Buradaki çalışmaları sırasında artık kömür üzerinde yaptığı çalışmaları tamamlamıştı. Yeni görev yerinde Franklin, tütün mozaik virüsünün moleküler yapısını inceliyordu. Bu virüsteki ribonükleik asitin (RNA), virüsün ortasındaki boşlukta değil, protein bölümü içinde bulunduğunu ve gelişmiş canlıların DNA’sında olduğu gibi ikili değil, tek kollu sarmal olduğunu gösteren çalışmalara katıldı.

1962 yılında Watson, Crick ve Wilkins DNA çalışmalarından dolayı Nobel Ödülü alırlarken Franklin’in adı bile anılmamış. Buna, kimi çevreler ölmüş kişilerin ödüle aday gösterilemeyeceği nedenini göstermişler, kimileriyse Franklin’in hakkının yenildiğini söylemişler. Her ne olursa olsun bugün bilim çevreleri, DNA çalışmaları üzerinde Rosalind Franklin’in önemli katkıları olduğunu ve öncü çalışmalar yaptığını kabul ediyor.Ve zaten etmeliler de !

Ayrıca bir şeyler üretmiş olup bu dünyaya gözlerini yummak ve karşılığında bir ödül beklemeden bunları yapabilmek büyük mütevazilik ve özveri örneğidir bana göre…

3959297_orig

Teşekkürler Rosalind !

Dilara Öztürk

E-mail: [email protected]

 

 

CEVAP VER